Öne çıkarılan yazı

Gözlerine inanamadı

İzmir günlük daire,günlük daire alsancak,kiralık ev alsancak Ordu’nun Dedeli köyünde yaşayan 40 yaşındaki Ayten Ataç, karnındaki şişlik ve yorulma şikayetleri ile Medical Park Ordu Hastanesi’ne başvurdu. Hastanede gerçekleştirilen operasyonla Ataç’ın karnından 10 kilogram ağırlığında kist çıkartıldı.

Medical Park Ordu Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mahmut Bekir izmir günlük daire Gürcan tarafından gerçekleştirilen operasyon sonrasında Ayten Ataç, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi.

“Ameliyat öncesinde kilolu bir insan olduğumu düşünüyordum” diyen Ayten Ataç, yaptığı konuşmada, “Karnım yavaş yavaş şişiyordu ama ben hep kilo alıyorum zannediyordum. Bu yüzden ciddiye almıyordum. Ama bir haftadır şikayetlerim iyice artınca doktora gitmeye karar verdim. Başvurduğum doktor karnımda çok büyük bir kitle olduğunu ve ameliyat olmam gerektiğini söyledi. günlük daire alsancakBunun üzerine daha önce ameliyat olduğum ve güvendiğim Op. Dr. Mahmut Bekir Gürcan’a başvurdum. Ameliyatımı sorunsuz geçirdim. Başta doktoruma ve Medical Park Ordu Hastanesi personeline gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

Operasyonu gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mahmut Bekir Gürcan, kitlenin karın içerisinde yıllar içerisinde yavaş yavaş büyüdüğünü belirterek, “Kitlenin sol yumurtalıktan köken aldığını düşünüyoruz. Yıllar içerisinde kitle karın içerisinde yavaş yavaş büyümüş. Bunun için de hasta tarafından çok fazla hissedilmemiş. Hasta kilo aldığını düşünmüş. Ama kitle zaman içerisinde 40x30x20 cm ebatlarına gelmiş. Hasta bana geldiğinde tanısı konmuştu. Biz de ameliyata ekip olarak hazırlandık. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mürvet Kırca Bulut’u ameliyata davet ettik. Ameliyat sırasında hastanın rahmini almaya gerek olup olmadığına ve diğer taraftaki yumurtalığında alınıp alınmamasına karar verildi.Patoloji Uzmanı Hakan Duman’ı da ameliyata davet ettik. Ameliyat kiralık ev alsancak esnasında kitle için hızlı patolojik inceleme yapıldı. Bu inceleme sonucunda kitlenin iyi huylu olduğuna karar verildi. O yüzden hastanın rahmi ve diğer yumurtalığı alınmadı. Karın içerisinde kitle kalmayacak şekilde çıkarıldı. Hastamızın şuanki sağlık durumu oldukça iyi ve ameliyat sonrasında herhangi bir problem yaşanmadığı için kendisini kontrole gelmek üzere taburcu ediyoruz’’ Şeklinde konuştu

Yüz Nakli Yapılan Recep Sert’ten Başkan Aktaş’a Teşekkür Ziyareti

Türkiye’nin beşinci tam yüz nakli ameliyatını olan Recep Sert, İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ı ziyaret ederek, kendisine desteği için teşekkür etti.6 yıl önce silahını temizlerken isabet eden kurşunla suratı tanınmaz hale gelen 26 yaşındaki Recep Sert’den son durumuyla ilgili bilgiler alan Aktaş, Sert ailesine geçmiş olsun dileklerini iletti. Başkan Aktaş, “Bize teşekkür etmek için gelmişler. Kendilerine bundan dolayı çok teşekkür ediyorum, bu zorlu sürecin büyük kısmını Recep kardeşimiz aştı diye düşünüyorum”dedi.

Aslında kendisinin şu anda yıllık izinde olduğunu, fakat seçim çalışmaları dolayısıyla çalıştığını, esnaf ziyareti yaptıklarını, sivil toplum örgütlerini ziyaret ettiklerini belirten Aktaş, Recep Sert’e verdiği desteklerden dolayı, baba Cafer Sert’e de teşekkür etti.

Aktaş, Sert’in normal haline dönüp, en kısa zamanda yine çalışacağına ve bütün bunları başaracağına inandığını ifade etti. Aktaş, “Recep kardeşimizin tedavi için tekrar gitmesi gerekiyor. Gidişiyle alakalı da kendisine yardımcı olacağız. Keşke daha fazla yardımcı olabilseydik. Biz elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalıştık. İnşallah bundan sonra da hep yardımcı olmaya çalışırız. Kendisine yürekten teşekkür ediyorum” diyerek Recep Sert’e acil şifalar diledi.

Baba Cafer Sert ise, bu zor süreçte başkanın her zaman yanlarında olduğunu, kendilerine her türlü desteği verdiğini ifade etti. – BURSA

Maliye Bakanı Şimşek Açıklaması

“(Berkin Elvan’ın ölümü sonrası yaşanan gelişmeler) Önemli olan ülkemizin geleceği, huzuru, kalkınması ve istikrarıdır.Şimşek, Vali Ahmet Turhan’ı ziyaretinde yaptığı konuşmada, yerel seçimlerin ardından büyükşehir statüsüne kavuşunca Balıkesir’de havanın değişeceğini, daha çok yatırım geleceğini söyledi.

Bir basın mensubunun, Elvan’ın ölümünün ardından yaşanan gelişmeleri hatırlatması üzerine Şimşek, şunları kaydetti:

“Bizim için ülkemizin istikrarı, huzuru ve barışı çok önemli. Farklılıklarımızı, karşılıklı sevgi, saygı içinde ifade etmeliyiz. Türkiye’nin bütün farklılıkları büyük zenginliktir. Biz o çerçevede görüyoruz. Önemli olan ülkemizin geleceği, huzuru, kalkınması ve istikrarıdır. Bu olayların yaşanmaması arzumuzdur. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine büyük sabır diliyorum.”

Turhan, Şimşek’e Yağcıbedir halısı, zeytinyağı ve Balıkesir kolonyası hediye etti.

Balıkesir Organize Sanayi Bölgesindeki (OSB) orman ürünleri işleme tesislerinde inceleme yapan Şimşek, Balıkesir Sanayi Odasına da ziyarette bulundu. – Balıkesir

Bakan Şimşek: Vergi denetimlerinde artış olacak -

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye, 1923 yılından bu yana ortalama 4,5 yerine yüzde 5,1 büyüseydi bugün gayri safi milli hasılasının 820 milyar dolar değil 1,3 trilyon dolar olacağını söyledi.Şimşek, Balkonuk Center’da düzenlenen “2014 Balıkesir Ekonomi Ödülleri” başlıklı törende yaptığı konuşmada, maliyede çok ciddi bir yapısal dönüşüm yaşandığını belirterek, her veriyi, belgeyi elektronik ortama taşımak istediklerini bildirdi.

Elektronik fatura, defter ve beyanname konularında oldukça mesafe aldıklarını dile getiren Şimşek, beyannamelerin yüzde 99′unun elektronik ortamda alındığını kaydetti.

Katma Değer Vergisi (KDV) iadelerini en hızlı şekilde vermeyi hedeflediklerini vurgulayan Şimşek, “3 ayı geçmemesi lazım. Geçerse bana haber verin, buradaki Vergi Dairesi Başkanı’ndan hesap sorayım. Devlet olarak size finansman yükü çıkarmak istemiyoruz. Teminat verirseniz bir hafta içinde KDV iadeniz yapılması lazım. Hedefim, KDV iadelerinde maksimum süre sınırı 3 ay” ifadesini kullandı.

İlk kez hükümetleri döneminde “Mükellef Hakları Bildirgesi”ni yayınladıklarını anlatan Şimşek, şöyle devam etti:

“Benim çalışma arkadaşlarım, maliyecilerimin sizlerle diyaloğunda saygının ötesinde başka bir ilişki kabul etmiyorum. Maliyeciler olarak siz, katma değer oluşturan, yatırım yapan, sanayicinin, iş adamının, esnafımızın önünde önünüzü iliklememiz lazım. Saygı, diyalog. Sizler olmasanız vergiye konu faaliyet olmaz. Siz olduğunuz için ülke kalkınıyor, üretiyor. Maliyecilerin, bizlerin, bütün kamunun maaşlarını siz veriyorsunuz. Bir daha size geldiklerinde bunu hatırlatın. Tabii ki denetim yapacağız, 76 milyonun hakkını, hukukunu koruyacağız. Eskiden komünist mantalite vardı. Bu adam para kazanıyor. Tabii kazansın, kazanacak ki ülke kazansın. Para kazandığınızda çok mutlu oluyoruz. Sizin ortağınızız, en önemli hissedarınızız. Önceden yüzde 65′ine el koyuyorduk, şimdi üçte birini biz alıyoruz.”

Önceden defterlerin 3-4 yıl incelendiğine dikkati çeken Şimşek, şimdi bu süreyi kısalttıklarını belirtti. Eskiden Maliye Bakanlığının verdiği görüşün, birçok denetim birimi tarafından dikkate alınmadığını ve raporlar yazıldığını hatırlatan Şimşek, bu konuda da iyileştirme yaptıklarına değindi.

Eskiden devletin sanayiciden aldığı fazla parayı geri öderken faiz uygulamadığını aktaran Şimşek, şimdilerde ise fazla paranın faizini ödediklerini, vatandaş ile devleti eşit noktaya ulaştırdıklarını dile getirdi.

Şimşek, maliyede çok büyük değişim, dönüşüm, devrim yaşandığına dikkati çekerek, 2010 yılına kadar borcu olan sanayicinin yurt dışına çıkamadığını, şimdilerde ise bunun için sadece mahkeme kararı gerektiğini kaydetti.

Vergi dairesi başkanlarına, “Mükellefle diyalog kurmalıyız” önerisinde bulunan Şimşek, “Sadece denetim, tahsilat için gitmeyin. Yeni işletme açılınca gidin, çayını için. Sorun varsa yardımcı olalım, diyalog kuralım” dedi.

Kira beyannamesinde mükellef sayısının 492 binden 1,6 milyona çıktığını dile getiren Şimşek, bunun büyük kısmının son yıllarda olduğunu anlattı.

Sanayicilerin, vergi verince kendileriyle gurur duymaları gerektiğini belirten Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ülkenin dört bir yanında, her hizmette, yatırımda sizin katkınız var. O çözülen sorunlar, insanların hayatlarının kolaylaştırılmasında hayır duası varsa mutlaka onun adresi sizsiniz. Biz vesile oluyoruz, siz gerçek aktörsünüz. Siz üretiyor, vergi veriyorsunuz. Meclis’te tartışma yaşanıyor. Hakikaten çok güzel. Bu, demokrasinin geliştiğini gösteriyor. Vergi gelirlerinin yüzde 23′ünü eğitime harcayacağız. Bu bir rekordur. Neredeyse 4′te biri eğitime gidiyor. 5′te birinden fazlası sağlığa gidiyor, 76 milyonun sağlığına. Yine 5′te birine yakın kısmı Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) gidiyor, emekliye maaş ödemesi yapılması için. SGK’nın geliri, giderini karşılamıyor. Sistem 1990′lı yıllarda çökertilmiş. SGK, 1990 yılına kadar fazla veriyordu. 1990′da, o dönemin popülizmi nedeniyle sistem bugün çökmüş durumda. Bütçeden yatırımların miktarı 45 milyar lira, bu yıl SGK’ya aktaracağım para 77 milyar lira.”

- “Vergi denetimlerinde artış olacak”

Şimşek, Türkiye gibi nüfusu genç ülkelerin SGK’da fazla vermesi gerektiğine işaret ederek, “Türkiye bir an için SGK’nın 1990 öncesinde, siyasi popülizm dönemi öncesindeki gibi olsa bu yıl ilave 40 milyar lira para olduğunu düşünelim elimde, bir yılda bütün ülkenin derslik ihtiyaçlarını, sonraki yılda bütün hastane, ardından altyapı ihtiyaçlarını, sonra ise sanayiciye tahmin edemeyeceği destekler verirdik” ifadesini kullandı.

O dönemde popülizm yüzünden 37 yaşında emekli olunduğunu anımsatan Şimşek, bunu düzeltmeye çalıştıklarını söyledi. Vergi gelirlerinin şu anda yüzde 85′inin hizmete, yüzde 15′nin devletin iç ve dış borç faizine gittiğini dile getiren Şimşek, 2002′de ise vergi gelirlerinin yüzde 86′sının faize verildiğini vurguladı.

Türkiye’nin 2002′de aslında iflasın, uçurumun eşiğine geldiğini bildiren Şimşek, devletin o dönemlerde çalışanına, IMF’ye borçlu olduğunu, dışarıdan da borç alamadığını aktardı.

Vergi müfettişi sayısında artış olduğunu, denetiminde de artış yaşanacağını ifade eden Şimşek, şunları söyledi:

“Maliyecilerin siyasi açıdan farklı yaklaşım içinde olduğuna yönelik bazı gazetelerde haberler çıkıyor. İnanın bunlara çok üzülüyoruz. Ülkemizde üretim yapan, herkesi seviyoruz, taş üstüne taş koyuyorsa istihdam sağlıyorsa yatırım, üretim yapıyorsa biz onların hizmetkarıyız. Onlar ülkemize, vatandaşa hizmet ediyorlar ama kimse denetimden de gocunmasın. Herkes denetlenecek. İnsan kaynağım olsa herkesi her yıl denetlemek isterim, 76 milyonum hakkı, hukuku için. 2011 yılında denetimde reform yaptık. 16 bin denetim, inceleme yapılıyordu, geçen yıl 73 bine çıktı. Daha çok denetim yapıyoruz. Bunun siyasi yaklaşımlarla alakası yok. Tabii ki büyükleri denetleyeceğiz. Çünkü büyükler, büyük kaçırır. Esnafımızın hangi sıkıntılarla iş yaptığını biliyorum, onlar çok büyük fedakarlık yapıyor. Kazandıysa vergi verecek. ’100 lira kazandıysan 20 lirasını verin’ diyoruz.”

- Kayıt dışı ekonomi…

Mehmet Şimşek, Türkiye’de kayıt dışılığın olduğunu ancak yeterince denetim yapılmadığına ilişkin iddiaların ortaya atıldığını dile getirerek, 2002 yılında 100 çalışandan 52′si kayıt dışı iken bunun 2013 sonu itibarıyla 37 kişiye, geçen ay ise 35′e düştüğünü anlattı.

Kayıt dışı ekonominin büyüklüğüne yönelik Avusturya’da bir çalışma yapıldığını belirten Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye, kayıt dışı ekonominin milli gelire oranını yüzde 33 civarlarından 26,5′a düşürmüş. Avrupa Birliğinde (AB) yüzde 13,5. Daha katedeceğimiz çok yolumuz var. İnanıyorum ki orta vadede mutlaka bu ortalamayı yakalayacağız. AB ortalamasını yakalarsak yeni vergi oranlarıyla oynamadan, yeni vergi tesisi yapmadan ülkemizin imkanlarını artıracağız. Kayıt dışı olunca ölçeği büyütemiyorsunuz. Kayıt dışı, sadece maliye ve vergi kaybı değildir. En büyük sorunlardan biri olan bu durum, Türkiye’yi aşağı çekiyor. Çok büyük mücadele ediyoruz ve başarılı olmaya başladık. Bu konuda daha fazla mesafe katedeceğiz.”

Şimşek, Gelir Vergisi Kanun Taslağına da değinerek, yeni reformla şehir rantlarını vergilendirmeye başladıklarını bildirdi. Rant ekonomisi yerine üretim ekonomisini güçlü şekilde desteklediklerini ifade eden Şimşek, bunun altyapısını daha da güçlendireceklerini kaydetti.

Önemli bir seçimin arifesinde bulunulduğuna dikkati çeken Şimşek, “Türkiye’de ne zaman istikrar yakalandıysa Menderes dönemine, Özal dönemine gidin, o dönemde reform yapmışız, sorun çözmeye çalışmışız, hızla büyümüşüz. Ne zaman istikrarını kaybettiyse o dönemde Türkiye içe kapanmış, içerideki sorunlarla boğuşmuş, reform yapamamış, korkularla yaşamış, sorun çözememiş, hep geriye gitmiş” diye konuştu.

- Ortalama büyüme yüzde 5,1 olsaydı…

Türkiye’nin milli gelirinin 1990 senesinde 213 milyar dolar olduğunu, 2002′de bunun 230 milyar dolara geldiğini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:

“Yerimizde saymışız. Dünya almış başını gitmiş. Asya’da, Meksika’da bölgesel kriz yaşanmış ama dünyada herkesi etkileyen büyük kriz yaşanmamış. Son 60 yılın en büyük küresel krizine rağmen geçen yıl Türkiye’nin milli geliri 820 milyar doları aştı. Bu, siyasi istikrardan, reformlardan bağımsız değildir. 1923-2002 arasında 57 hükümet gelmiş, 79 yıl ortalama ömür 17 ay civarı. Çok partili hayat döneminde ortalama ömür 15 ay. AK Parti hükümetleri döneminde 11 yıldır güçlü bir hükümet var, siyasi istikrar var. O nedenle Türkiye, uzun vadeli hedefleri konuşabiliyor. Ortalama ömrü 15-17 ay olan şirket yönetimi, hükümet, uzun vadeli proje, plan yapabilir mi? ‘Yapar’ diyelim, uygulama fırsatı bulur mu? Türkiye reel olarak son dönemde 2003-2012′de yüzde 5,1 büyümüş. 1923 ila 2002 arasında ise yüzde 4,5 büyümüş. 4,5 iyi bir rakam. Fark büyük değil ama 0,6 fark çok önemli. Türkiye, 1923′ten bugüne kadar ortalama 4,5 yerine yüzde 5,1 büyüseydi, bugün gayri safi milli hasılası 820 milyar dolar değil 1,3 trilyon dolar olurdu.”

Şimşek, Türkiye’nin son 10 yılda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle arasındaki farkı kapattığını belirterek, “2002 yılında, AB’de kişi başına gelir 100 avro ise Türkiye’nin 37 avroymuş. Bugün ise oran yüzde 59 civarında. Türkiye, Avrupa ile son 10 yıl içinde 22 puan kapatmış. Keşke her 10 yılda 5 puan kapatsaydık. Bırakın kapatmayı, dönem dönem açılmış” değerlendirmesinde bulundu.

Enflasyonda ve faizde çok iyi noktalara gelindiğine dikkati çeken Şimşek, enflasyonun yüzde 5′in altına inmesi durumunda üretin artacağını söyledi.

- Gezi olayları ve 17 Aralık’tan sonra yaşananlar

Bu başarıların ardında mali disiplin bulunduğunu dile getiren Şimşek, eskiden açıkları finanse etmek için para basıldığını, bunun enflasyonu artırdığını, sonucunda Türkiye’nin uçurumun eşiğine geldiğini anlattı.

Bakan Şimşek, faizlerin geçen yıl mayıs ayında yüzde 4,7′ye kadar düştüğünü anımsatarak, şöyle devam etti:

“Siyasi belirsizlik nedeniyle Gezi olaylarından sonra yükseldi. Tam tekrar düşüşe geçiyordu, 17 Aralık’la yüzde 11′i aştı. Enflasyon yüksek mi, hayır. Ne değişti? Tek şey değişti, algı değişti. İtibar çok önemli. Bu ülkenin itibarı, güveni, istikrarı hepimiz için çok önemli. Türkiye’yi karalayarak, arzuladığımız noktaya gelemeyiz. Türkiye’nin borcu yüzde 35′e indi. Devletin net dış borç stoğu, eksiye döndü. Eskiden devlet, milli gelirin yüzde 25′i kadar dünyaya borçluydu, şimdi ise dünyadan yüzde 5 alacaklı durumda. Devletin ilk defa döviz varlığıyla altın varlığıyla borcu arasında olumlu fark var. Devlet dünyadan alacaklı durumda ama özel sektörün borcu var, özel sektörün yatırımı da var.”

Uluslararası yatırımdan korkulmaması gerektiğine işaret eden Şimşek, güveni, istikrarı sağladığı için Türkiye’de uluslararası sermayeli şirket sayısının 37 bine çıktığını belirtti.

Küresel doğrudan yatırım miktarının, 11 yılda 136 milyar dolara ulaştığını aktaran Şimşek, bu konuda yapacak daha çok iş olduğuna dikkati çekerek, “Türkiye’nin 2050′de 5 trilyon dolar gayri safi yurt içi hasılası ile kişi başına 60 bin dolar geliri tutturacağına inanıyorum. Bunun için ne gerekiyorsa var” dedi.

- İş alemi ve devlet bütünlüğünün sağlanması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ahmet Edip Uğur ise bu yıl ilk kez Sanayi ile Ticaret Odaları, Vergi Dairesi ve SGK İl Müdürlüğünün ortak etkinlik düzenlediğini belirterek, iş alemi ve devlet bütünlüğünün sağlanmasında önemli bir etkinlik olduğunu bildirdi.

İhracat ve üretimiyle ödül alan sanayici ve iş adamlarını kutlayan ve başarılarının devamını dileyen Uğur, Balıkesir’in gelecekte ihracattaki sıçramasıyla adını daha fazla duyuracağını kaydetti.

Türkiye’de serbest piyasa ekonomisinin uygulandığını anlatan Uğur, bu tür ekonomide devletin, denetleyici ve düzenleyici olduğunu, dolayısıyla ticaret, sanayi ve üretimle uğraşmadığını ifade etti. Bunun yerine altyapı, sağlık, güvenlik ve eğitim yatırımlarında bulunduğunu belirten Uğur, özellikle son 11 yılda Balıkesir’e önemli oranda ulaştırma, sağlık, eğitim ve DSİ yatırımları yapıldığını dile getirdi.

Daha sonra 2013 yılına ilişkin en fazla gelir ve kurumlar vergisi tahakkukunda bulunan, en çok ihracat yapan, İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2012 arasında yer alan firmaların temsilcilerine ödülleri verildi.

Törene, Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, Sanayi Odası Başkanı İsmail Uğur, Ticaret Odası Başkanı Fahri Ermişler ile sanayici ve iş adamları katıldı.

(Bitti)

Türkiye Ekonomisinde Yaşanan Gelişmeler Değerlendirildi

Türkiye Franchise Derneği (UFRAD) ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nin işbirliğiyle düzenlenen “Türkiye Ekonomisi; Yapısal Sorunlar Penceresinden Makroekonomik Bir Değerlendirme” konulu konferans, UFRAD Genel Başkanı Dr. Mustafa Aydın, TÜSİAD Başekonomisti Cem Doğan ve İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kemal Kağan Turan’ın sunumlarıyla gerçekleşti.KEMAL KAĞAN TURAN: “EKONOMİDEN BÜYÜK PAY ALMAK İÇİN”

Dünyada her yıl 77 trilyon dolar üretim olduğunu söyleyen Kemal Kağan Turan, bu rakamı merkez alarak Türkiye ekonomisinin daha iyi konumlandırılabileceğini söyledi. Dünyadaki nüfus istatistiklerine değinen ve bu oranlara göre ekonomiden pay alındığına dikkat çeken Turan, “Taşıma ve iletişim sektörlerinde yaşanan gelişmeler sayesinde dünya nüfusu ciddi mesafe kaydetti. Canlılığın olduğu yerde üretim ve tüketim olur. Dünya nüfusu 978 milyondan 7.2 milyara çıkmışsa ciddi bir üretim miktarı olmuş demektir. Bu nedenle dünya nüfusu içerisinde aldığınız yer çok önemli. Yani eğer sayıca azsak, ekonomiden büyük pay alamayız. Bunun kıyaslamasını yapacak olursak, 7.2 milyar olan dünyanın nüfusunun 500 milyonunu Avrupa Birliği, 320 milyonunu ABD, 127 milyonunu Japonya ve 75 milyonunu da Türkiye oluşturuyor” ifadelerine yer verdi.

CEM DOĞAN: “TÜRKİYE EKONOMİSİ 4.5 ORANINDA BÜYÜDÜ”

IMF ve Dünya Ticaret Örgütü’nün verilerine göre Türkiye ekonomisinin 2013 itibariyle yüzde 4.5 büyüme kaydettiğini söyleyen Cem Doğan, “Tüm uluslararası kuruluşlara bakıldığında dünyanın toparlanma ve büyüme çabası içinde olduğunu görüyoruz. Dünya ticaretinde 2009′dan beri ciddi sıkıntılar yaşıyor ve büyüme sağlanamıyor. Fakat IMF ve Dünya Ticaret Örgütü’nün verilerine bakıldığında Türkiye için yüzde 4.5 büyüme görüyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli çünkü biz elimizden geldiğince iç talebi kontrol altına alıp dış talepte büyümeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

Marka ve Franchising kavramlarının önemine değinen Dr. Mustafa Aydın, “Marka, kendi dokusu içerisinde, kendisine ait özellikleri olan ve o özelliklerini bulunmuş olduğu ortama yansıtan bir ürün demektir. Her ne iş yapıyorsanız yapın, eğer onu markalaştırmazsanız, boşuna hamallığını yapmış olursunuz” dedi.

MUSTAFA AYDIN: “EKONOMİNİN BÜYÜME İÇİN ÜLKENİN İSTİKRARIN DEVAM ETMESİ GEREKİR”

Türkiye ekonomisinin son 10 yılda yaşadığı büyümenin olumlu olduğunu ve bunun devam edebilmesi için ülkenin istikrarına ve huzuruna dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Aydın, “Siyasi ve sosyal istikrar çok önemli. Çünkü para istikrarı, durgunluğu ve huzuru sever. Huzurun olmadığı yerden ise kaçar. Türkiye, Avrupa’nın 6. dünyanın ise 18. büyük ekonomisiydi ve daha iyi hedeflerimiz vardı. Son yaşanan olaylar bizi olumsuz etkiledi ama karamsarlığa kapılmamak lazım. Çünkü Türkiye ekonomisi zayıf temeller üzerine kurulu değil. Bu olumsuzlukların da altından kalkıp yatırımlara ve büyümeye devam edeceğiz. Ülkenin huzurunu baltaladığımız zaman, kendi ekonomimizi ve yaşam düzeyimizi de baltalıyoruz. Dolayısıyla bütün arayışları demokratik ve bilimsel yollarla yapmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

YENİ YATIRIMCILARA TAVSİYELER

Türkiye’nin yeni yatırımlar için bakir ve güvenilir bir alan olduğunu da belirten Aydın, “Ülkemizin 40 milyon genç nüfusu ve ciddi bir enerjisi var. Bir çok alanda yatırım yapma imkanı bulunuyor. Bu anlamda hem yerli hem de yabancı yatırımcılara Türkiye’nin otomotivden sanayiye kadar her alanda çok iyi bir yatırım ülkesi ve ciddi imkanları olduğunu hatırlatıyoruz” şeklinde konuştu.

FARUK GÜLLÜOĞLU: “FRANCHİSİNG, TÜRKİYE EKONOMİSİNİN GELİŞİMİNE KATKI SAĞLAYACAK”

Franchising’in, Türkiye ekonomisinin gelişimine katkı sağlayacak bir sistem olduğunu belirten Faruk Güllüoğlu Baklavaları Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Güllüoğlu, “1871 yılından beri gıda üretiminde bulunan ve beş nesildir baklava sektörüne hizmet eden bir aile firmasıyız. Faruk Güllüoğlu ismiyle franchise vermeye başladık ve 26 olan mağaza sayımızı şuan 45′e çıkardık. Bir ay içerisinde de 50 mağazaya ulaşacağız. 2015 yılındaki hedefimiz ise 100 mağaza. Çok iyi bir paylaşma ve ‘kazan kazan’ modeli olduğuna inanıyoruz. İnşallah bu vesile ile hem Türkiye’de hem de yurtdışında markamızı tanıtmak için daha verimli çalışacağız” dedi.

BANU EZBER

Kaynar Su Döktüğü Karısını Çocuklarının Gözü Önünde Dövdü

Kütahya’da nakliyecilik yapan eşi Recep Yaşar tarafından üzerine kaynar su dökülerek yaralandığını söyleyen 3 çocuk annesi Solmaz Yaşar, “16 yıldır eşimden şiddet görüyorum” dedi.

Sultanbağı Mahallesi’nde meydana gelen olayda iddialara göre Recep Yaşar evde eşi Solmaz Yaşar ile portakal suyu getirme konusunda ile tartıştı. Recep Yaşar, iddiaya göre içerisinde kaynar suyun olduğu soba üzerinde duran çaydanlığı eşine fırlattı. Ardından bacaklarından kaynar suyla yaralanan eşini tekme tokat dövüp saçından tutarak yerde sürükledi. Recep Yaşar daha sonra eşini otomobille hastaneye götürdü.

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan 44 yaşındaki Solmaz Yaşar, kendisini döven eşi Recep Yaşar’dan şikayetçi olduğunu söyledi. Bunun üzerine polis tarafından gözaltına alınan Recep Solmaz ifadesinin ardından savcılık tarafından serbest bırakıldı.

Hastanede tedavi süren Solmaz Yaşar, evliliği süresince eşinden şiddet gördüğünü belirterek şöyle konuştu:

“16 yıldır eşimden şiddet görüyorum. En son 2 ay önce şiddete maruz kalmıştım. 2 aydır da eşimle konuşmuyorduk. Bir-kaç gün önce barıştık. Bana söz vermişti ‘Kavga etmeyeceğiz’ diye. Ancak bu olayda eşim kendisine portakal suyu getirmemi istedi. Ben de kendisine abdest aldıktan sonra mutfakta kendisine portakal sıkacağımı söyledim. Tam ayağa kalkacağım sırada sobanın üzerindeki kaynar su dolu çaydanlığı aldığı gibi benim üstüme fırlattı. Bütün kaynar su belimden aşağı döküldü. Vücudum yanınca o acıyla banyoya giderek üzerime soğuk su dökmek istedim. Banyoya doğru yöneldiğim sırada eline geçirdiği cam sürahiyi de bana fırlattı. Onun da acısıyla yerimde kala-kaldım. Saçımdan tutup evin içinde sürükleyerek tekme-tokat beni dövdü. Yan odada oturan kızlarım gelince eşim beni bıraktı. Kızım ambulans çağırmak istedi ancak eşim ona engel oldu. Daha sonra kendisi aracıyla beni hastaneye götürdü. Acil serviste beni bırakıp hastaneden ayrıldı.”

Şiddet gördüğü eşiyle kendisini aile büyüklerinin araya girerek barıştırdığını anlatan Solmaz Yaşar, “Eşime iki defa adliyelik olduk. Araya büyükler girerek bizi barıştırdı. İyi olacağını bir daha şiddet uygulamayacağını söyleyerek söz verince yeniden barıştık ve davadan vazgeçtim. Bu kez kesin kararlıyım davamda vazgeçmeyeceğim. Ben bunca yıl 3 tane çocuğum için sabrettim ama bundan sonra susmayacağım. Ben yaşadıklarımdan artık bıktım. Çektiğim acıyı kimse bilemez. Ben eşimi önce Allah’a sonra Türk adaletine havale ediyorum. Bana yaptığı bu şiddet karşılıksız kalmasın o da cezasını çeksin istiyorum” diye konuştu.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan Pendik’te Konuştu

birileri bizim istikrarımızı ve huzurumuzu bozmaya çalışıyor. Türkiye’nin büyümesinden gelişmesinden rahatsız olanlara 30 Mart’ta gereken cevap verilecektir”

Haber-Kamera: Enver ALAS – İSTANBUL / DHA

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Pendik Belediyesi tarafından Velibaba Mahallesi’nde yaptırılan Dolayoba Spor Kompleksi’nin açılış törenine katıldı. Bakan Elvan’ın yanı sıra, Pendik Belediye Başkanı Kenan Şahin, AK Parti İstanbul Milletvekili Erol Kaya ve vatandaşların hazır bulunduğu tören, mehter takımının konseriyle başladı. Konserin ardından konuşan Bakan Lütfi Elvan, geceli-gündüzlü çalışarak iş ürettiklerini belirterek, “Birileri bizim istikrarımızı ve huzurumuzu bozmaya çalışıyor. Türkiye’nin büyümesinden, gelişmesinden rahatsız olanlara 30 Mart’ta gereken cevap verilecektir” dedi. 30 Mart yerel seçimlerinin çokpartili hayata geçiş sürecinden sonraki en önemli demokrasi sınavlarından biri olduğuna dikkat çeken Elvan, “Milli iradeden rahatsız olanlar artık başka yol ve yöntemlere başvurmaya başladılar. Çünkü sizlere güvenmiyorlar, sizlerle bütünleşemiyorlar. Türkiye’nin sorunlarını sorun olarak görmüyorlar. Onların hayalleri, düşünceleri vesayet altında bir Türkiye’dir” diye konuştu.

“BİZ MAZLUMUN VE EZİYET ÇEKENİN YANINDAYIZ”

Türkiye’nin geçmişte 1 milyar dolar borç alabilmek için kapı kapı dolaştığını ifade eden Bakan Elvan, “2000′li yıllarda IMF ne talimat verirse bizim ekonomiden sorumlu bakanımız o talimatı yapmak zorundaydı. Biz o dönemde hem ekonomik açıdan hem de siyasi açıdan ülkeyi yönetmiyorduk, birileri Türkiye’yi yönetiyordu. Biz iktidara geldik, milli iradenin sesi olduk, Milli iradenin sorunu neyse bizim sorunumuz oldu. Bizim diğer partilerden farkımız budur. Eğer siz milli iradenin iktidarıysanız elbette ki başarılı olacaksınız. 2000′lerde 1 milyar dolara muhtaç haldeyken, bugün biz yılda 2,5 milyar dolar Arakan’da, Somali’de, Filistin’deki kardeşlerimize, mazlumlara destek veriyoruz. Diğer partilerden farkımız, biz her zaman mazlumun ve eziyet çekenin yanındayız” şeklinde konuştu.

“BİRİLERİ PROJELERİMİZDEN RAHATSIZ OLUYOR”

Lütfi Elvan, bakanlığın ulaştırma yatırımları hakkında da bilgiler verdi. Ulaştırma alanında Türkiye’de çığır açan ve mega projelere imza atan bir iktidar olduklarının altını çizen Elvan, “Bugün 3. köprüden 3. havalimanına kadar, Marmaray’dan Kanal İstanbul’a varıncaya kadar birçok önemli projeyi hayata geçirmek isteyen bir iktidar var. İstanbul’u Ankara’ya hızlı trenle bağlamak isteyen, İstanbulumuzu Bursa üzerinden otoyoluyla İzmir’e bağlamak isteyen bir iktidar var. Birileri bu projelerden rahatsız oluyor” dedi.

ULAŞTIRMA YATIRIMLARINI ANLATTI

“Bir ilin, ilçenin, yörenin kalkınabilmesi için olmazsa olmazların başında ulaşım altyapısı gelir” diyen Elvan, “Eğer sizin iyi bir karayolu, demiryolu, denizyolu, havayolu altyapınız yoksa, o bölgenin kalkınması oldukça güçtür. Geçmişte hiç kullanılmayan ve ‘buradan hiçbir şey olmaz” denilen Sabiha Gökçen Havalimanı’nı yıllık yaklaşık 18 milyon yolcu kullanıyor. Gelecekte Sabiha Gökçen Havalimanı daha gelişecek, büyüyecek. İstanbul-İzmir arası 3,5 saat olacak. Bir başka önemli projemiz ise İstanbul-Ankara arasındaki hızlı tren projesidir. İnşallah birkaç gün içerisinde test sürüşlerine başlayacağız. Pendik istasyonumuz da tamamlanıyor. Vatandaşlarımızın Ankara’ya, Eskişehir’e, Bursa’ya yüksek hızlı trenle ulaşma imkanı olacak. Şimdiden hayırlı olsun” ifadesini kullandı. Lütfi Elvan, açılış kurdelesini kestikten sonra, spor kompleksini gezerek incelemelerde bulundu.

Galatasaray’dan Burak Yılmaz Açıklaması

Galatasaray Kulübü, Çaykur Rizespor maçında tribünlerden Burak Yılmaz’a yapılan saldırı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Kulübün internet sitesinden yapılan açıklama şöyle;

“Galatasaray Futbol Takımı, deplasmanda beraberlikle sonuçlanan son lig maçından sonra da, şampiyonluk mücadelesine aynı inançla devam ediyor. Dünyanın zorluk derecesi en yüksek ligi olan Premier Lig lideri Chelsea’ye boyun eğmeyen Galatasaray, Türkiye Süper Ligi’nin de hiç şüphesiz en büyük favorisidir.

Ancak Pazar akşamki mücadelede, Galatasaray camiasını asıl üzen, ne verilmeyen penaltısı, ne de kaçan gollerdir.

Türk futbolunun son on yılda yetiştirdiği en önemli değerlerden biri olan Burak Yılmaz’ın, maç sırasında uğradığı vahim saldırı, hepimizde büyük bir endişe ve tepkiye neden olmuştur.

Burak’ın yüzündeki yara, aslında Türk futbol dünyasının vicdanında kanayan bir yara olmalıdır.

Pazar akşamı, Burak kardeşimize yapılan saldırı, gerçekte bir sonuçtur. Tribünde,-futbolcumuzun belki de gözünü bile kaybetmesine yol açacak- o cismi atanlardan önce; son iki yıldır, çeşitli platformlarda, Burak Yılmaz’a karşı, ön yargılı, mesnetsiz ve maksatlı biçimde tribünleri tahrik edenler, bu olayın asıl sorumlularıdır.

Eleştiri sınırlarını aşan bu tür tahriklerin, hangi vahim sonuçlara yol açabileceğini artık herkes anlamış olmalıdır.

Galatasaray camiası, genç ve başarılı futbolcumuzun sonuna kadar yanındadır.

Burak Yılmaz’ın yüzündeki o yara; başkalarının utancı, Galatasaray taraftarının vicdanıdır.

Cumartesi akşamı, şampiyonluk yolunda bir engelin daha aşılacağı lig maçında, tribünleri dolduracak binlerce Galatasaray taraftarı, Burak Yılmaz’ı bir kez daha ve içtenlikle bağrına basacaktır.”

İSTANBUL / DHA

gh(gh)

Hevsel’de korkutan patlama!

Diyarbakır’ın Hevsel bahçelerinde meydana gelen patlamada 2 kişi ağır yaralandı

Olay saat 12.30 sıralarında merkez Sur ilçesinde Dicle Nehri kıyısındaki Hevsel bahçeleri kesiminde meydana geldi. Patlama sesi üzerine bölgeye giden polis ekipleri kimlikleri ve yaşları henüz belirlenmeyen 2 kişiyi ağır yaralı buldu. Yüzlerinin parçalandığı belirlenen 2 kişi hemen Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı.

Polis bölgede geniş çaplı araştırma başlatırken çevrede bomba parçaları bulundu. Olay yerinde polisin incelemeleri sürerken, patlayıcıların taşınırken infilak etmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Kredi borcu ölüme sürükledi

Antalya’da birlikte çalıştığı iş arkadaşının adına kredi çektiği için patronu tarafından kovulduğu öne sürülen 20 yaşındaki Yasemin Şimşek, bir inşaatın 5′inci katından atlayarak intihar etti.

Olay, Kepez İlçesi’ne bağlı Varsak Karşıyaka Mahallesi, 1556 Sokak’taki inşaat halindeki bir binada dün akşam meydana geldi.

Özel bir şirkette çalışan Yasemin Şimşek’in, adı açıklanmayan iş arkadaşı için, kendi adına bankadan kredi çekip verdiği, ancak arkadaşı kredi taksitlerini ödemeyince, banka işyerine bildirim gönderdiği öne sürüldü. Bundan haberdar olan firma sahibi genç kızın ailesiyle konuştuktan sonra krediyi çeken Yasemin Şimşek’in işine son verdiği iddia edildi.

İşten çıkarılan Yasemin Şimşek, akşam saatlerinde ailesiyle birlikte oturduğu evine geldi. Odasında bir süre tek başına kaldıktan sonra dışarı çıkan Yasemin Şimşek, aynı sokakta bulunan inşaat halindeki bir binanın 5′inci katına çıkarak kendini boşluğa bıraktı. Zemine düşen genç kız, yaralı olarak yakındaki özel bir hastaneye kaldırıldı. Şimşek, tüm müdahalelere rağmen kurtarılmadı. Polis, intiharla ilgili soruşturma başlattı.

Yasemin Şimşek’in, son dönemlerde karşılaştığı olaylarla ilgili olarak Facebook’taki hesabından ‘Ey Ademoğlu’ isimli bir şiir paylaştığı görüldü. Şimşek’in paylaştığı şiirde toprağın dilinden insanlara şöyle sesleniyor:

“EY ADEMOĞLU!

Üzerimde; gezip dolaşıyorsun!

İçimde; hareket edemeyeceksin!

Üzerimde; günah işlersin!

İçimde; hesap vereceksin!

Üzerimde; gülüyorsun!

İçimde; ağlayacaksın!…

Üzerimde; neşelenirsin!

İçimde; mahzun olacaksın!

Üzerimde; mal topluyorsun!

İçimde; pişman olacaksın!

Üzerimde; haram yiyorsun!

İçimde; kurtlar seni yiyecek!

Üzerimde; hile yapıyorsun!

İçimde; zelil olacaksın!

Üzerimde; sevinçlisin!

İçimde; üzüntüye düşersin!

Üzerimde; ışıkta geziyorsun!

İçimde; karanlığa düşersin!

Üzerimde; herkesle berabersin!

İçimde; yalnız kalacaksın..”

Beline kadar bataklığa gömüldü

Antalya’nın Alanya ilçesinde keçilerini bulmak için kum çakıl ocağına giren yaşlı adam, burada bulunan balçık dolu kuyuya düştü.

Yaşlı adam, bataklığa dönen balçık havuzundan bir saatlik çalışmanın ardından çıkarılabildi.

Yasırali Mahallesi Kireçlik mevkiinde bulunan kum çakıl ocağına keçileri kaçan köy muhtarı Şevket İhtiyar’ın babası 65 yaşındaki Ahmet İhtiyar, ocağa ait balçık havuzuna düştü. Bataklığa dönüşen balçığın içinde yavaş yavaş aşağı doğru gömülen Ahmet İhtiyar, bağırarak yardım istedi. Beline kadar balçığın içine batan yaşlı adamın imdadına ise ocak çalışanları yetişti. Tüm müdahalelere rağmen yaşlı adamı çamurun içinden çıkaramayan işçiler, itfaiye ve 112′den yardım istedi.

BELİNDEN İPLE DİREĞE BAĞLADILAR

Ocak çalışanları, yaşlı adamın tamamen çamura gömülmemesi için belinden iple direğe bağladı. Olay yerine gelen itfaiye ve belediye ekipleri, iş makineleri ile yaşlı adamı kurtarmak için büyük gayret sarf etti. Ahmet İhtiyar bir saatlik uğraşların sonunda balçığın içinden çıkarılabildi. Ambulansla Alanya Devlet Hastanesi’ne kaldırılan İhtiyar’ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.

Yaşlı adamın muhtarlık yapan oğlu Şevket İhtiyar ise gerekli güvenlik önlemi almadıkları gerekçesiyle çakıl ocağı müdürüne saldırdı.